Arsızlığın Sınırlarını Zorladığım Anlar

Otobüs yolculuklarında oturacak yer bulamayınca, basamaklara oturup kitap okumamla başladı arsızlığım. Hele sıcak günlerde açıldıkça kapı, serin serin oturuyor keyfimin eksik kalan unsuru, türk kahvesi için üzülüyordum…

Sonra tereddütlerim başladı… Sırf evime oturarak gidebilmek için bir sonraki otobüsü bekleyip, ilerleyen duraklarda binenlere karşı İstanbul’u fethetmiş Fatih misali kasıla kasıla tepeden bakmaya başladım. Daha sonra binen yaşlıların benim yanıma gelene kadar boş koltuk bulmalarını dua etmye başladım. Dualarımın kabul olmadığını gördüğümde, kendi içses kavgam başladı. “Yerimi versem mi? Yok çantam ağır? Amaaaan! Ayaklarım sağlam nasıl olsa..” deyip koltuğumu verdim. Zaman geçtikçe içses kavgamın süresi uzuyor…

Bugünse arsızlığım başka bir boyuta geçti. Tatlı tatlı uykuya daldım. Bir ara “yaa bu öho’ler koltukları ne rahat olmuş. boyun kısmı da otopedik. alla alla.” derken gözümü araladım. Hayal meyal, yanımda ayakta duran kızın göğsüne yaslandımı farkettim. “ohaaa” deyip, kendimi toparladım. Ama nasıl uykum var anlatamam..

Tekrar içim geçmiş. Bi iki dakka keyif yaptım yapmadım, bi şey başımın altında hareketlenmeye başladı. Baktım az önceki pozisyonun aynısı, kızcağız bana ters ters bakıyor.

Toprlandım, gözümü açıp nerde olduğuma baktım ve hoooop tekrar uyudum. Ve evet artık kıza tamamen yastık muamelesi yapmaya başladım. Offluyor, kıpırdıyordu. Ama bana mısın, nasıl uykum var, hiç kıpırdayasım yok.

Derken telefonum çaldı, ayıp olmasın diye bu sefer uyanmaya karar verdim. O on dakka da bana kâr kaldı :)

Arsızlığın Sınırlarını Zorladığım Anlar” üzerine 2 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir