Avatar Serüveni

Efendim, kayıp blog yazarınız bu aralar çok geziyor :)

Dün akşam, James Cameron‘ın Avatar filminin Kanyon’daki 15 dakikalık ön gösterimine davetliydik.

Salına salına Beylikdüzü’nden yola çıktım. Tüm yol boyunca cin gibiyken, Taksim metrosuna bindikten sonra üzerime ağırlık çöktü. Ve evet, ineceğim durağı geçtim. Uyku sersemi olarak bir sonraki durakta inip bi hayli bakındıktan sonra, jetonum düştü ve diğer metro ile geri döndüm :) Tüm akşam bu konuyla dalga geçip, eğlendiğimi söylememe gerek yok herhalde.

Coca Cola Zero salonuna ulaşmak için uçurumsu yürüyen merdivenlerle yukarı çıktık. Dizlerimin bağı falan çözülmedi, valla bak :) Karnımız tok olarak gittiğimiz için, ikramlardan pek nasiplenemedik. Kolamızı ve 3D gözlüklerimizi alıp salona geçtik.

21 Ağustos Dünya Avatar Günü ilan edilmiş. Dolayısıla değişik ülkelerde, spoiler vermeden filme ait bir kaç görüntü gösteriliyor. Bunun yegane sebebi 3D ve animasyon görüntülerinin kalitesini filmden önce seyirciye lanse etmek ve  tabii ki filmin merakla beklenmesini sağlamak.

“3D seyrettim ben yahu, ne var bunda?” diye diye salona geçtim. Ancak filmin görüntüleri beni oldukça yanılttı. Mavinin en güzel tonları ile bezenmiş ışıl ışıl bir görüntü ile başbaşa kaldık.

22. yüzyılda geçen film, İnsanoğlunun anlaşılmaz fethetme (filmin tamamını seyretmediğim için belki bu yorumu yapıyorum) duygusuyla geldiği Pandora gezegenindeki yerli halkı alt etme mücadelesi ile başlıyor. Na’vi olarak adlandırılan yerli halk mavi ve güçlü ciltleri, ince ve uzun vücutları, kendilerine ait kültürleri ve dilleri ile mutlu ve mesut yaşar.

Gemideki mühendisler, Avatar adı verilen Na’vi/insan hibriti yapma yolunu bulurlar. Jack isminde engelli bir asker, Avatar olarak gezegene inme görevine aday olur.

Yabancı olduğu bu gezegende, dinazorvari yaratıklar karşısında yaşam savaşı verir. Kurtarıcısı ise güzel bir Na’vi kızıdır. (Muhtemelen aralarında aşk olacak :)

Derken, tadı damağımızda kalan  dakika sona erdi. Büyülenmiş olarak baktığımız perdede “Aralık’ta görüşürüz” yazdı. Mutlaka görüşeceğiz.

Gelelim aklıma takılan bir kaç düşünceye:

  • İnsanoğlu, neden diğer gezegenleri fethetmeye meraklı? (Farscape dizinde geçen bir konuşma vardı. Eksik hatırlıyor olabilirim. Bir uzaylı insanları tanıdıktan sonra diyordu ki “Siz insanoğlu o kadar komiksiniz ki. Kendi ufacık gezegenizde bile birlik olmayı başaramıyor ve kendi kendinize bölünüp, savaşıyorsunuz. Oysa biz onlarca gezegen, değişik koloniler bir araya gelip yaşıyoruz. O kadar küçüksünüz ki”. )
  • Na’vi halkı bana kızılderileri hatırlattı.
  • Sanırım Avatar olan Jack, aşık olduktan sonra taraf değiştirip insanlara karşı gelecek.

Filmi seyrettikten sonra sanırım cevaplarımı alacağım. Filmin fragmanı için sizi VideoTutkusu‘na yönlendiriyorum. 3D gözlüklü harika fotoğrafımız ve eşimin yazısını okumak için buradan buyurun.

Daveti için Coca Cola’ya teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir