Kategori arşivi: Teşekkür

Nadir Kitap ve Bilge Sahhaf’a Teşekkür

Amcamdan ödünç aldığım 7 kitaptan oluşan bir seri vardı. İlk kitabı bitirdikten, bir arkadaşa ödünç verdim ya da eski iş yerimde unuttum tam hatırlamıyorum. Araya giren düğün telaşı, işten ayrılmam derken kitabı unutmuştum. Düğünden birkaç ay sonra bir baktım ki, kitap yok.

Okumaya devam et

You talkin’ to me?

“You talkin’ to me? You talkin’ to me? You talkin’ to me? Then who the hell else are you talkin’ to? You talkin’ to me? Well I’m the only one here. Who the fuck do you think you’re talking to?”

Bazı zamanlarda ne yazık ki bu cümleyi söylemenize imkan tanınmaz aslında.

Arkadan konuşmak, yüzüne söylemekten daha kolay gelir.

Kime sorsak “hayatta sevmez” aslında konuşmayı.

Biri söyler dostuna, o da söyler dostuna…

İnadına çıtlatır kimi aslında.

Bilir konuşan kötü olacaktır sonunda.

Arsızca konuşmak değildir ya marifet olan.

Nezaket ister, biraz da yürek

Açık açık konuşabilmek….

Bundan böyle benimle alakalı rahatsızlığını bana dile getirmeyip anasına, babasına, danasına, dostuna anlatmayı seçenlere yapacağım tek şey yaralarını daha da çok deşmek olacaktır :)  Böyle biline!

Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi

13.07* yani 13  Temmuz ömrüm, canım eşim ile evlenme yıldönümüz. İki yılı, göz açıp kapayana kadar devirmişiz. Zaman, birlikteyken akıp gidiyor. Ayrı kaldığımız sürelerin ızdırabını ise bir de çevremizdekilere sorun :) Dehşet saçıyoruz.

Bir yerde duymuştum; “Hayat bir dağ ise, yanında sevdiğinde tırmanmak daha zevkli ve kolay”. Gerçekten de öyle, enerjimizi birbirimizi kırmak, incitmek yerine karşımıza çıkan çevresel etkilere karşı kullanıyoruz.

Evlilik, ciddi sorumluluk gibi görünse de aslında beraber eğlenebilmektir (: o yüzden bu fotoğrafı seçtim :) Yeri geldiğinde, bir lokma ekmeği bile kahkahalarla bölüşüp yiyebilmektir. “Ben sana demiştim” ile başlayan cümlelerle, tatlı tatlı atışıp o ekmeğe tuz biber ekmektir. Kim ne derse desin, bildiğinden şaşmamak ve inatla hergün daha çok sevmek, aşık olmak…

Gelelim günün süprizine :) Hakkımda sayfasında da bahsettiğim, eşimle hoş bir tanışma hikayemiz var. Canım, o güzel üslübu ile kaleme almış :) Pek de hoş bir süpriz oldu benim için. Yine beni şaşırtmayı başardı :) … Teşekkür ediyor ve okumak için sizi buradan yolcu ediyorum.

*13 ve 7 dehşet derecede çok hayatımda yer alan ve önem verdiğim 2 sayı. Tamamen tesadüfi olarak, düğün tarihimiz oldular.

Aşkımdan Hediyeler

Canım, bitanecik eşim bugün bana süpriz yaptı. Gerçi sabahki konuşmalaramızdan kuşkulanmam gerekirdi. Israrla “Dışarı çıkacak mısın? ” diye sordu. Ben de “Yok” diyince, “evde otur, hava soğuk” gibi bir şeyler söyledi. Afyonum patlamamış olduğundan pek algılayamadım.

Öğleden sonra kapı çaldı. “Kim ooo?” soruma, “Kargo” diye cevap geldi. Kargocu yukarı çıkana kadar, benim de kafamdan değişik senaryolar geçmeye başladı. Bir yerden bir şey mi kazanmıştım? Ya da eşim mi kazandı? “Kesin” dedim “Garanti kumbarayı gönderdi” .

Kapıyı açınca biraz büyük bir paketle karşılaştım. Teslim aldıktan sonra açtım, kutusu biraz özensiz. “Allah Allah, kim gönderdi?” kutuyu açtım içinde 2 küçük, 1 büyük 3 tane hediye paketi vardı. Eşimi arayıp, ne olduğunu sordum. “Toplantıdayım, sakın açma” dedi. İyi güzel de, ben çatlayacağım. Yarım saat sonra telefon etti. Ben de hediyelerimin ne olduğunu öğrenmiş oldum :)

Sevimli bir voodoo bebeği şeklinde bir anahtarlık. Görünce bayıldım, Kartal ve Yuva’dan köşe bucak saklıyorum. Son günlerdeki depresif rüyalarıma son vereceğine canı gönülden inanıyorum. İsmine gelince kısaca “ch” :)

Diğer hediyem de kutu kola şeklinde geldi. Jackbean Happy isminde kapalı bir konserve. 10-15 gün boyunca, sıcak yerde tutup suladıktan sonra asıl hediyeme ulaşabileceğim. Suyunu fazla kaçırmaz, bitkiyi üşütmezsem tabii.

Fotoğraftaki hediyenin son hali. Bayıldım bu hediyeye de,  adını da “seviyom” koydum.

Son pakette ise Kartal ve Yuva’nın hediyesi vardı. Gerçi eşimin oyuncağı da diyebiliriz. Uzaktan kumandalı mini bir helikopter. Helikopterin peşinde, evde muhteşem bir kovalamaca yaşanacak.

Can yoldaşım, eşim Cihan’a bir kez daha teşekkür ediyorum. Beni yine şaşırtmayı ve mutlu etmeyi başardı :)

Altyazı Çevirmenlerine Teşekkür

Eylül’ün gelmesiyle birlikte, takip ettiğimiz diziler de birer birer başladı. Televizyon kullanmadığımız için tüm dizileri internetten takip ediyoruz. Reklamsız ve bir kaç bölüm ardarda seyretme inanılmaz keyif veriyor. Telefon mu çalıyor? Durdur dizi… Bir sahneyi tekrar tekrar mı izlemek istiyorsun? Geri al…

Bu dizi keyfimize keyif katan en büyük etken başarılı altyazı çevirileri. Başarılı bir altyazı çevirisi yapmak kolay değil. Benim de bir kaç denemem oldu. Hem Türkçe’ye, hem de yabancı dile hakim olmak gerekiyor. Dizi karakterlerini iyi tanımak ve yeri geldiğinde kendi hayalgücünü kullanabilmek. Birebir yapılmış bir çeviri bazen çok absürt olabiliyor. (“It is raining cats and dogs” deyimini “Kedi ve köpek yağıyor” diye çevirmek gibi.)

Dizi yayınlandıktan 2 gün sonra altyazıları da hazırlanmış oluyor. Herhangi bir maddi çıkarı olmadan çevirmenler kısa sürede bu altyazıları, yapabildikleri en iyi şekilde çevirmeye çalışıyorlar. Zaman geçtikçe dizi ile isimleri özdeşletiriliyor. Hatta hayran kitleleri bile oluyor. Kendilerini takdir ediyor ve teşekkür etmek istiyorum.

Son zamanlarda gözdemiz olan Farscape dizinisinin alt yazılarını hazırlayan anita, yabani, Anubixx’e ve en çok da Panthesila‘ya teşekkürler. Ülkemiz televizyonlarında yayınlanmamış olması büyük bir kayıp.

Dünyayı kasıp kavuran, insanların kafasını bir haylı kurcalayan Lost dizisinin çevirmenleri Lost’un Dört atlısına (apoc, daedalus, ebrehe ve raskolnikov) teşekkürler. 3.sezonun sonunda diziyi çevirmeye başlayıp 4.sezonda diziyi ile tamamen özdeşleştirilen doctor_jivago‘ya kendi ve “Doctor_Jivago’nun çevirisi olmadan Lost’u seyretmem” diyenler adına  teşekkür ediyorum.

sson, pospolen, hasta, daedalus ve moonfac’in tercüme ettiği Heroes dizisinin 1.sezon altyazıları için teşekkür ediyorum. 2.sezonun başından itibaren bu görevi devralan ve başarıyla sürdüren, Heroes dizisi denince akla gelen tek isim olan Darkopal‘e hızlı ve iyi bir şekilde altyazıları çevirdiği için teşekkür ediyorum.

How I meet your mother dizinin eğlenceli bölümlerinde, çevirdikleri altyazıları ile keyfimize keyif katan, 1. ve 2. sezonun çevirmenleri Sheckhin, [tanerr], maximan, Albus, Nirvana, halbarad, gangsta_tr,the Dentist, Kerem Gürsöy‘a teşekkürler. 3.sezondan itibaren bu görevi devralan MonaRıza ve nazo82‘ye de teşekkürlerimi sunuyor ve başarılar diliyorum.

Her sezonunda farklı ve daha zor bir kaçış öyküsünün anlatıldığı Prison Break dizinin altyazı çevirilerini yapan Mert Demir, bluemynx, Myfranco, Tsungeon, MegriM, enis_the_menace, gabelogan‘a ve en çok da 3.sezondan itibaren altyazılarını takip ettiğimiz Takaya‘ya teşekkürler.