Doğum Günü Sonrası Keyif Sendromu!

…ve bir gün daha eklenirken haneme, yılları temsil eden son rakam kocaman bir gürültüyle yer değiştirdi…

Kendimde en çok sevdiğim özelliklerden biridir, durup dururken en ufak şeyden gülünecek ya da mutlu olacak bir bahane bulabilmek. “Sebep” demekten öte, “bahane” diye nitelendirmemin nedeni içimde gizlenen “çatlaklığı” biraz örtmek aslında.

Doğum günlerimin o aşırı pozitif yüklü elektriğini, oradan oraya koşturmakla geçiştirdim. Kâh Facebook’ta, kâh FriendFeed’te, kâh Twitter’da, kâh uzun zamandır konuşamadıklarımla telefonda eski günleri yâd ettim bugünün kıymetine bir puan daha ekleyerek…

Bu koşturmaca olmasaydı, sokakta gördüğüm insanları çevirip “teyze, amca bugün benim doğum günüm, heyooo” diye çevirme ya da gayet ciddi konuşurken telefonda karşımdaki müşteriye “onu boşverin de, bugün benim doğum günüm yahu!” deme ihtimalim oldukça yüksekti.

1 yıl önce kendime gönderdiğim eposta düştü öğle saatlerinde. Bir yılda, en çok “ben” değişmişim. Daha mutlu, daha huzurlu ve içimdeki “ben”e daha yakın olurvermişim. Biraz daha pişmişim…

Kocaman bir gülümseme, üst üste gelen pastaların tadıyla gece yarısına dek süren şenlikler sonrası tekrar okuduğum doğum günü mesajları… Her biri özel, her biri harika birer dilek. Daha ne isterim ki ben?

Sahi, kaç gün kaldı 27’ye? 364?

Doğum Günü Sonrası Keyif Sendromu!” üzerine 4 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir