Rock’n Coke Güncesi

  • Aslında herşey 17 Temmuz saat 8’de Kanyon Starbucks’ta düzenlenen LikeMind* toplantısına katılmamız ile başladı. Friend Feed’ten ismen tanıdığımız çoğu kişiyi görme fırsatı yakaladık.
  • Oldukça hoş ve eğlenceli bir toplantıydı. Katılmayı düşünenler, çok düşünmesinler ve bir sonraki toplantıyı kaçırmasınlar. Orada olacağız :)
  • Pek sevgili Arman’ın “Rock’n Coke ‘a niye gelmiyorsunuz?” sorusuyla başladı telaş. Bilet bulamamış, iki gariban gibi büktük boynumuzu. O an bir ışık parlaması oldu ve bir baktık ki Coca Cola’dan özel gelmiş, taze taze Rock’n Coke davetiyeleri elimizde :)
  • Kampa cumadan katılma kararını aldıktan sonra, zaman deli gibi akmaya başladı. Levent’ten koştura koştura, Beylikdüz’ne geçtim. Tüm yol boyunca telefondaydım. Farkındayım hoş bir durum değil, ama organize olmam lazımdı :)
  • Carfur’dan 4 kişilik bir çadır seçtim. Öğle yemeği arasına denk geldiğim için, çadır standında görevli satış danışmanın gelmesi bir hayli uzun sürdü. 5-6 defa anons ettikten sonra gelip, sorularımı cevapladı. Aldığım en net cevap bir başıma bile bu çadırı kurabilirmişim.
  • Festivale ne götürülür, ne yenir, ne içilir diye kısa bir net gezintisi sonrası toplanmaya başladım. Envanterimiz bir adet paketli çadır, spor çanta ve çekçekli bavul oldu.
  • Ben bu envanteri Beylikdüzü’nden Yenibosna’ya, Yenibosna’dan metrobüsle Gayrettepe’ye taşıdım. Evet, bir başıma. Kurdun kalın ensesini örnek alarak, yardım tekliflerini reddettim. Çok da gururluyum. :)
  • Eşimle buluşup, İstanbul Park’a doğru yola çıktığımızda saat 21:00 idi. Formula pistine doğru bizi, formula aracı hızında yetiştiren ÖHO pilotu abimiz sayesinde, 1 saatten kısa bir sürede Tuzla’daydık.
  • Orada olmasına oradaydık, ancak İstanbul Park 15 km kadar daha uzaktaydı ve oraya doğru giden herhangi bir vasıta yoktu. Panik yapmadan, otobüsten beraber indiğimiz iki festivalci ile birlikte taksiye atladık. Gayet ekonomik bir biçimde festival alanına vardık.
  • Yol boyunca 50 defa, “keşke Hezarfen’de olsaydı festival…” diye söylemişimdir.
  • Girişte yoğun bir kontrolden geçerken, mini deodorantım güvenliğe takıldı. Festivale deodorant veya sprey getirmek yasakmış. “Sebep?” diye sorunca, aldığım cevap “Spreyi sıkıp, çakmağı da yakarsanız yangın çıkartırsınız.” Verdiğim cevabın mantıklı olduğuna inanarak bir daha yeniliyorum. “Niye, ben manyak mıyım?”
  • İkinci güvenlik kontrölü, narkotik ekibi tarafından yapıldı. Çantalarımız yere yığıldıktan sonra K9 köpeği tarafından kontrol edildi.
  • Labirent vari girişi geçtikten sonra, bilekliklerimiz takıldı. Servisler ile kamp alanına götürüldük :) Evet kamp, festival ve giriş arasındaki mesafı bizi bir hayli terletti.
  • Kamp alanında arkadaşlarımızı bulmamızla, çadır krizine düşmemiz bir oldu. Neyse ki, pek sevgili eşim alınan yeni çadırı itina ile kurdu ve sorun aşıldı.
  • Festival alanını keşfetme, çadır sohbetleri derken sabah ezanını huşu içinde dinledikten sonra uykuya daldık. Ben çadırın önünde uyuyordum az daha.
  • 3 saat sonra doğan güneş, ısınan çadır derken uykumuzu alamadan kahvaltı derdine düştük.
  • 3G nimetlerini yakından tanımak ve denemek için girdiğimiz Vodafone standının, soğuk su püskürten mekanızmasına hayran kalıp, armut koltuklara yığılıp kaldık.
  • Her daim açık olan kampanya radarım sayesinde, 1 saat içerisinde iPhone ödüllü bir hazine avının başlayacağını öğrendim. En fazla 5 kişiden oluşan bir grup ile katılınabiliyordu. Birinci gelen grubun her üyesi, iPhone kazanıyordu.
  • Yarışmaya büyük ciddiyetle katılan grubumuz, öğlen sıcağı altında hem soruları çözdü, hem de stand stand gezerek hakem aradı. Yetmedi Dream Tv’ye yarışmayı anlatan demeçler verdi :) Kendimize göre başarıyla tamamladık. Ancak bir kaç aksilik yüzünden ödülleri alamadık :p
  • Yarışmadan bana arta kalan eğlence ve süper ötesi yanıklarım oldu. Üzerinde 15 yazan güneş kremini, 50 diye görüp satın alan sazan bana, ızgara balık olmak müstehaktır diye düşünüyor ve sütlü çikolata kıvamda gezinmeyi borç biliyorum.
  • Emre Aydın’ın sahne almasıyla sıcağı unutup biraz hoplayıp zıpladık. Sıcakta daha fazla dayanamayıp, koştuk yine Vodafone çadırına. Gruptakiler harıl harıl FF’e feed göndermekle meşgüldü. Kimi blogunu güncelledi, kimi fotoğraflarını yükledi. Ben, en tembel ve kızarmış blogger olarak armutların keyfini çıkardım.
  • Akşam saatlerinde Duman sahnedeydi. “Beni yak, kendini yak, herşeyi yak” dedi. Yanık ben, pijama moduna bürünmüştüm bile. Biraz daha festival alanında takıldıktan sonra, yatmak üzere çadıra geçtik. The Prodigy sayesinde uyumamız biraz güç olsa da, önceki günün yorgunluğunu çıkardık.
  • Yine kavurucu bir güne uyandık. Kahvaltı sonrası, serinlemek için yine Vodafone standındaydık. Başlayan sigara yasağı nedeniyle çadırı terkettik. Görevlilerden bir tanesi beni hayli sinir etti.
  • Konserler başlayana kadar bizi saran sıkıntıyı savuran Coca Cola’nın “20 bardağa 1 Cola, 10 bardağı 1 su” oldu. Başladık itina ile bardak toplamaya. Çöp toplayıcısı gibi algılansak da, 400’e yakın bardak toplayarak bol bol Cola ve su tükettik.
  • Derken Manga sahne aldı. 4 şarkı sonrası ise Cartel. Festivalin en ilgi gören performansıydı. “Gel, gel Cartel’e gel…”
  • Festivalin tek para birimi BonusRock’tı. En az 10 TL’lik dolum yapılıyordu ve tüm harcamalarda kullanılıyordu.
  • Bonus standında peruğumuzu takıp, eşimle birlikte Bonus hatıra fotoğrafı çektirdik :)
  • Mavi Jeans standında, hoş bir uygulama vardı. Kot, çanta veya istediğiniz eşyayı boyayabiliyordunuz. Toyota Yaris’ten aldığımız şapkaları süsledik. (: Bu arada Eylül’de düzenlenecek Yarisfest oldukça iddialı olacak gibi görünüyor. Güzel aktivitelerin yanısıra, bol bol ödül olacakmış. Takipte kalıyoruz :)
  • Baygın bir şekilde, dinlendiğimiz Vodafone standında “Son 5 dakika” anonsunu duyduktan sonra Hayko Cepkin’i dinlemek üzere sahnenin önündeydik. 4-5 şarkı sonrası toparlanmak üzere kamp alanına geçtik.
  • Müthiş grubumuz: Arman, Nilay (MutfakSirlari), Nilay’in tocisi Bora, Gökçe, Özge (Lilith), Tunahan, Harun, Sezgi (me fallit), canım eşim Cihan ve bendenizden oluşuyordu. Başka bir festivalde görüşmek üzere ayrıldık.
  • Şanslıydık ki 2 buçuk saat sonrası evimizdeydik.

*Likemind, bir kahve masasi etrafinda gundem olmadan fikirlerin konusuldugu pazarlama insanlarinin bulusmasidir. Her ayin ucuncu Cuma sabahi 08:00 – 10:00 arasi Kanyon Starbucks’ da. Bilgi için Facebook grubunu ziyaret edebilirsiniz.

Rock’n Coke Güncesi” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir